3d Anadolu Logo Ana Sayfa İletişim Rss
   
Tam Ekranda Aç
Haritada Göster
Arkadaşına Gönder
Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
KULLANILAN TEKNOLOJİLER KATEGORİ SEÇ PANORAMİK ARAMA
Videolu Açıklamalı Sesli Resimli Menülü Krokili İnteraktif İnfolu Google Map'li Flash'lı
Bu panoramik görüntüyü sitenize eklemek için yandaki kodu kullanabilirsiniz
 
Yorum Ikon Xanthos Antik Kenti

( 2,7/5 Toplam: 3 )
Xanthos,Yakınındaki yerleşimin adıyla, Kınık olarak da anılan Xanthos (Arnna), Fethiye-Kaş yolu üzerinde, Fethiye’ye 46 km. uzaklıkta, Kınık köyünün yakınındaki Eşen çayının ayırdığı Muğla-Antalya il sınırındadır.

     Kent, Likya bölgesinin (Teke Yarımadası) idarî ve dinî merkeziydi. Tarihi İ.Ö.VIII.yüzyıla kadar geri giden Xanthos, İ.Ö. 545 yılındaki Pers istilasına kadar bağımsız bir şehir devletiydi.

     Kent İ.Ö. 475-450 yılları arasında büyük bir yangın geçirmiş, eserleri de bu olay sırasında önemli ölçüde zarar görmüştür. İ.Ö. 429-410’daki Peloponez Savaşı’nda, bağımsızlıklarını koruyabilmek için önceleri iyi ilişkiler içinde bulundukları Atinalılarla savaşmışlar ve bu tarihten sonra Atina ile ilişkileri sona ermiştir. İ.Ö.333 yılında Büyük İskender’in bölgeye gelmesinden sonra büyük ölçüde Helenleşmişlerdi. Bu dönemi, İ.Ö. 309’daki Ptolemaiosların egemenliği izlemiştir. Sonraları, İ.Ö. 197’de Suriye Kralı III. Antiochus’un eline geçen kent parlak bir dönem yaşamıştır. İ.Ö. II. yüzyılda Xanthos, Likya Birliği’nin başkentidir. İ.Ö. 167’de bağımsızlığına kavuşan Xanthos, İ.Ö.42 yılında Romalılar tarafından işgal edilmiş, kentin batısındaki Likya Akropolisi yıkılmış, kent halkı kılıçtan geçirilmiştir. Bu olaydan bir yıl sonra, Roma İmparatoru Markus Aurelius kenti yeni baştan imar etmiştir. Bizans döneminde piskoposluk merkezi olan Xanthos, yöreye Arap akınlarının başlamasıyla I.S.VII. yüzyılda terk edilmiştir.


Xanthos’taki Kalıntılar ve Araştırmalar

     Kentin kalıntıları ilk olarak 1838 yılında Charles Fellows tarafından incelenmiştir. Fellows çalışmaları sırasında elde ettiği tüm kabartmaları ve mimarî buluntuların önemli bölümünü Londra’ya götürmüştür. Bu eserlerin tümü günümüzde Londra’daki British Museum’un Likya Eserleri Seksiyonunda sergilenmektedir.

     1950’den başlayarak, başta Pierre Demargne, Pierre Devambez ve Henri Metzger olmak üzere Fransız arkeologlar tarafından kazılar yapılmıştır.Günümüzde kazıları Christian Le Roy sürdürmektedir.

     Kentin ilk kapısı Helenistik Döneme aittir. Bu kapı, batı kesimdeki Akropolise açılmaktaydı. Güneydeki ana kapı ise Roma İmparatoru Vespasianus (İ.S. 69-79) tarafından yaptırılmıştır; saçaklığında kentin ana tanrı ve tanrıçalarından Apollon, Artemis ve Leto’nun kabartmalarıyla süslü metoplar bulunmaktaydı; bunlardan ikisi British Museum’dadır. Anıtsal bir “heroon” (anıt yapı) olan ve günümüze yalnız bir bölümü ulaşabilmiş ünlü Nereidler Anıtı, ana kapının kuzeydoğusunda yer almaktadır.

     Pers sanatının etkisinin görüldüğü İ.Ö.IV. yüzyılda yapılmış anıt, kalkerden yüksek çift kaidenin üzerindeki İon tapınaklarını anımsatacak mermerden bir mezar yapısı ile taçlanır. İon düzenindeki sütunlar arasında 12 Nereid heykeli vardır. Hükümdarın zaferlerini, avlarının kutlanmasını, kurban ve yemek sahneleri gibi konuları içeren kabartmaları ile birlikte üst bölümü British Museum’da bulunan anıtın yalnız temelleri yerinde durmaktadır. Anıtın kuzeyinde ve doğusunda, Bizans döneminde değişikliğe uğramış iki Bazilika dikkati çeker. Doğuda, av ve savaş sahnelerinin yanı sıra, dansözlerin betimlendiği kabartmalarla süslü İ.Ö.IV. yüzyıl ortalarına ait bir Lâhit vardır.

     Güneyde, kentin Helenistik döneme ait surlarının kalıntıları görülür. Kuzeybatıda, Akropolisin dışında doğuda, İ.Ö.IV. yüzyıla tarihlenen çokgen sur kalıntısı bulunur. Batıda da, surların bir bölümü algılanabilmektedir. Kuzeybatıdaki çokgen surun kuzeyinde, 4,35 m. yüksekliğe kadar olan bölümü ayakta bulunan Likya Mezar Anıtı yer alır. Özgününde Akropoliste konumlandığı anlaşılan Mezar yapısının, Tiyatro inşa edilirken bugünkü yerine taşındığı belirtilir.

     Akropolisin dışında, kuzeyde yer alan Tiyatro, Romalılar zamanında İ.S.II. yüzyılda yapılmıştır. İki yandaki tonozlu girişlerinin yanı sıra, yarım yuvarlak orkestrası, oturma basamakları (cavea) ve sahne binası (skene) ile iyi durumdadır. Hemen batısında, İ.S. 1. yüzyıla, Romalılar zamanına ait Kule Mezar kalıntısı görülür. Kuzeyinde ise, İ.Ö.IV. yüzyıla, tarihlenen Likya Mezar Anıtı bulunur. Diğer mezar anıtlarından farklı olarak, 8,59 m. yüksekliğindeki eserin 3,37 m. yüksekliğindeki kaidesi büyük blok taşlarla örülmüş, üzerine 3,56 m. yüksekliğindeki sivri kemerli lâhit yerleştirilmiştir. Kaidenin içindeki İ.Ö. 540-530’lara tarihlenen Güreşenler kabartması İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

     Bu anıtın hemen kuzeyindeki Harpiler Anıtı 8,87 m., yekpare kaidesi 5,43 m. yüksekliğindedir. Nereidler Anıtı gibi, Pers sanatının etkilerini yansıtan anıtın mezar odası olan gövdesi, çocuklarının ve ailesinin diğer üyelerinin kurbanlarını kabul eden hükümdar ve eşini betimleyen mermer kabartmalarla süslüydü. British Museum’a götürülen özgün parçaların yerine 1957 yılında alçı mulajları yapılmıştır. Ayrıca, ölülerin ruhlarını simgeleyen kadın figürlerini taşıyan sirenler de tasvir edilmiştir. Kabartmaların üslubuna göre, Mezar Anıtı İ.Ö. 480-470’lere yerleştirilmektedir. Kuzeyindeki kare plânlı Agora, Romalılar zamanında, İ.S.II.-III. yüzyıllarda yapılmış olmalıdır. Sütunlu dört holü ile kapıları görülebilmektedir.

     Doğudaki ana girişin yanında Bouleterion (meclis binası) bulunur. Agora’nın kuzeydoğusundaki yaklaşık 11 m. yüksekliğindeki Yazıtlı Stel, iki basamaklı krepis (mezar odası) üzerinde yükselen dört tarafı yazıtlı kaide, dışa taşkın düz çatı ve aslanlı kaide üzerinde oturan hükümdar heykelinden oluşmaktaydı. Üstteki heykel dışında, diğer kısımları büyük ölçüde korunabilmiştir. Kaidenin üzerinde yer alan mezar odasındaki hükümdarın zaferlerini betimleyen kabartmaların bir bölümü British Museum’da, geri kalanları ise İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde bulunmaktadır.

     Kentin kuzeydoğusunda, surların yakınındaki Aslanlı Mezarın kaidesi yerde durmakta, İ.Ö. 550-540’lara tarihlenen kabartmalarıyla mezar odası British Museum’da yer almaktadır. Bu eser, Xanthos’taki bilinen en erken tarihli mezar yapısıdır. Aslında Aslanlı Mezarın kuzeybatısında, Roma Akropolisinde kaidesi görülen ve İ.Ö.IV. yüzyıla yerleştirilen Payava Mezar Anıtı da British Museum’da bulunmaktadır. Yine Roma Akropolis’inde konumlanmış Kule Mezar İ.Ö. IV. yüzyıla aittir.

     Kuzeyde Nekropolis’teki kayaya oyulmuş mezarların ve lâhitlerin farklı dönemlere ait olduğu belirtilmektedir.

     Bunlardan, boğaya saldıran aslanların betimlendiği Lâhit, İ.Ö.V. yüzyıl ortalarına tarihlenmektedir. Surlarla kuşatılmış Akropolisin içinde, kuzeydoğuda ise Bizans Kilisesi yer alır. Batı kesiminde, yalnız kaidesi günümüze gelebilmiş Artemis Tapınağı, doğusunda Bizans Sarnıcı ile bir ev kalıntısı görülür. Kentin güneydoğu köşesinde de, doğrudan sert toprağa oturan ve birkaç odadan oluşmuş evler dikkati çeker.

 

     Pers ordusu, başında komutanları olduğu halde Xanthos Ovasına indiği zaman, Xanthoslular bitmez tükenmez kuvvetlere karşı az sayı ile dövüştüler, yiğitlikte nam saldılar, ama yenildiler, kentlerine geri atıldılar, kadınları, çocukları, hazineleri ve köleleri kaleye doldurdular. Alttan, yandan ateşe verdiler. Öyle ki yangın kaleyi yerle bir etti. Bundan sonra birbirlerine korkunç yeminlerle bağlanarak düşmana saldırdılar ve Xanthosta oturanların tümü de savaşarak öldüler."

     Heredot M.Ö. 545 yılında Lykialıların Pers komutanı Harpagosa karşı savaşını böyle anlatmaktadır. Bu ateşten yalnızca o sırada başka yerlerde bulunan Xanthoslular kurtulabilmişler, daha sonra şehirlerine gelerek şehri yeni baştan kurmuşlardır.

     Burada Xanthosun M.Ö. V. yüzyılda varolduğunu anlıyoruz. M.Ö. 1200 yılında yapılan Troya Savaşı sırasında başlarında Xanthoslu Sarpedon olduğu halde Lykialılar Troya Savaşına katılmışlardır. Bu da bize gösteriyor ki Xanthos M.Ö. 1200 yıllarında da vardır. Fakat, görkemli ama talihsiz bu şehir M.Ö. 475 - 450 sırasında bu kez bir yangın felaketiyle karşılaşmış, baştan başa yanmıştır. Kazılarda bu tarihlere ait kalın bir kül tabakası ortaya çıkarılmıştır.

     M.Ö. 429da Melesandros isimli Atinalı bir komutan vergi toplamaya kalkınca tüm Lykialılar birleşerek yine ona karşı koyarlar. Bu savaşta Melesandros ölür ve Atina ile olan ilişkiler da sona erer. M.Ö. 333de İskenderin eline geçen Xanthos, İskenderin ölümüyle M.Ö. 309da Ptolemaiosların eline geçer. Daha sonra da Suriye Kralı III. Antiokhosun eline geçen Xanthosu bu dönemde büyük bir gelişme içinde görürüz.

     M.Ö. II. yüzyılda Xanthos Lykia Birliğinin başşehridir. Bir ara Rodos yönetimine verilen Xanthos, Rodosluların yönetimine karşı gelerek özgürlüğüne kavuşmuştur. Tarihi boyunca büyük istilâlar ve felaketler geçiren Xanthosu Roma döneminde M.Ö. 42 yılında Brutus işgal eder. Lykia akropolünü yerle bir ederek Xanthosluları kılıçtan geçirir. Xanthoslular Brutusa teslim olmamak için yine topluca intihar ederler. Kucağında çocuğu ile bir kadının ateşe atladığını gören Brutus çok üzülür ve askerlerine, Xanthosluları kurtaranları ödüllendireceğini söylerse de çok geç kalır. Hemen bir yıl sonra ise Marcus Antoninus, Brutusun açtığı yaraları sarmak için Xanthosa elini uzatır ve şehri yeni baştan imar eder. Roma İmparotoru Vespasianus da bu şehre dostça davranmış olmalı ki adına bir tak dikilmiştir. M.S. II. yüzyılda Romanın yanında Lykialı zenginler de Xanthosa yardım etmişlerdir. Örneğin Licinius Langosun şehirde bir hamam yaptırdığını biliyoruz.

     Bizans döneminde bir piskoposluk merkezi olan Xanthos, Arap akınları başlayınca terk edilmiştir. Xanthosu ilk defa 1838 yılında Ch. Fellows keşfetmiş, bu kişi bütün rölyefleri ve büyük mimari parçaları sökerek, Pataraya yanaşan harp gemisiyle Londraya taşımıştır. Bugün British Museumun Lykia salonunda buradan götürülmüş olan birçok eser sergilenmektedir. 1950den beri kazı Fransızlar tarafından yapılan Xanthosu önce Dr. Pierre Demargne, sonra Prof. Dr. Henri Metzger kazmıştır.

     Xanthos, Fethiye - Kaş yolu üzerinde, Fethiyeye 55 km uzaklıktadır. Kınık Köyünün yakınında Eşen Çayının ayırdığı Muğla - Antalya il sınırı üzerindedir. Kınık Köyünün hemen yanından Xanthos harabelerine çıkılır.
ETİKETLER : antalya, kaş, 3d, 3dpanoramik, kalenet, panoramic, anadolu, 3danadolu, turizm, eğlence, paraşüt, tatil, sahil, Kalkan, Kınık, Gömbe, Ova, Yeşilköy
Yorum YORUMLAR
SENDE YORUMUNU GÖNDER
AdSoyad
E-Posta
Web
Web Güvenlik Kodunu Yenile

 
3d Anadolu Logo Ana Sayfa - Kurumsal - Talep Formu - İstatistik
Son Eklenen 100 - En Çok İzlenen 100 - RSS - İletişim